Dokumacılar Köyü Web Sitesi

Güzel köyümün güzel insanlarına saygılarla
 
AnasayfaKapıGaleriSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 YÖRESEL OLAN VE ALFABEMİZDE OLMAYAN HARFLER VE OKUNUŞLARI

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
AdmiN
Site kurucusu
Site kurucusu


Mesaj Sayısı: 299
Kişinin Profili:
Kısa Bilgiler/fieldset>
Ruh Haliniz:
Tuttuğunuz Takım:
Kayıt tarihi: 11/09/08

MesajKonu: YÖRESEL OLAN VE ALFABEMİZDE OLMAYAN HARFLER VE OKUNUŞLARI   Cuma Eyl. 12, 2008 8:38 pm

Alfabemizde olmayan sesler ve okunuş biçimleri şöyledir:

Ç’, ç’ : Sert olarak söylenen “Ç” sesi. “c–ç” arası bir sestir. Kafkas dillerinde mevcuttur.

X, x : Gırtlaktan söylenen hırıltılı “H” sesi. Arapça’daki ‘Hı’ خ sesi. Bu ses çoğu kaynaklarda “kh’ biçiminde yazılarak karşılansa da bu kitap içerisinde yer alan oldukça fazla sayıdaki sözcükte geçiyor olması, hatta bir sözcük içerisinde iki-üç tane bu x sesinin bulunması nedeniyle ‘kh’ biçiminde göstermeyi okuma rahatlığı/kolaylığı bakımından uygun bulmadığım için bu sesi tek harften oluşan bir simge ile, X ile karşılamanın daha iyi olacağını düşündüm. Örneğin ‘ham haros, hapahap’ sözcüklerini ‘kham kharos, khapakhap’ biçiminde değil, ‘xam xaros, xapaxap’ olarak yazmak okuma açısından daha kolay olacaktır. Yalnız şunu belirtelim ki etimoloji sözlüğünde kimi bitki adlarının Latince yazılışlarındaki x harfinin okunuşu ‘h’ değil, ‘ks’tir. Günümüz Azeri, Türkmen, Özbek alfabelerinde de x harfi yöremizde kullanılan ve aslında Anadolunun heryerinde kullanılan sert 'H' sesine karşılık olarak kullanılmaktadır.

Ğ,ğ : Bu ses yöremizde gırtlaktan çıkartılır. Yani ağzınızda birşey yokken gargara yapınca çıkan ses gibi. Arapçadaki 'Gayın' غ sesi. Yusufeli ağzında Edebi Türkçedeki yumuşak ğ sesi yoktur. Üstelik bazı sözcükler de bununla başlayabilir. Örneğin: Ğizil (damak), Ğelep'ut'e (karışıklık, Gürcüce), Ğiraç' (karda yürürken çıkan sesin taklidi)

Q, q : Gırtlaktan, kalın ‘K’ sesi. Arapça’daki ‘Kaf’ ف sesi. Bu Q, q harfinin okunuşu gırtlaktan ‘K’ sesinin okunuşunu vermese de gırtlaktan ‘H’ sesinde olduğu gibi bu sesi de tek harfli bir simge ile belirtmek gerektiği için tercih edildi. ‘kg’ biçiminde belirtmek okumayı güçleştirecekti. Kara/Qara, Kardeş/Qardeş,

K’, k’ : İnce ve sert ‘K’ sesi. Kafkas dillerinde bulunan bir sessiz harftir. Dilin üst damağa yapıştırılarak, sertçe ve gırtlak yardımıyla çıkarılan ‘K’ sesidir. Gürcüce’de de bu ses vardır. Örneğin: Kort/Qort, Kudik/K'udik, Kukku/K'uk'k'u sözcüklerinde olduğu gibi.

P’, p’ : Sert P sesi. ‘B’ ile ‘P’ karışımı bir ses verir. Dudakların daha sıkı kapatılması ile çıkarılan bir sestir. Bu da Kafkas dillerinde mevcuttur. Örneğin: Gürcüce’deki p' sesi. P'epela, p'ant'a gibi sözcüklerin söylenişindeki ‘P’ sesidir.

T’, t’ : Sert olarak söylenen ‘T’ sesi. Arapça’daki ‘Tı’ ط sesi.



Bunlardan başka Gürcüce konuşan köyler ile birkaç köyde daha kullanılan farklı söylenişlere sahip ‘c, s (ts), z (dz)’ gibi sesler de varsa da hem Yusufeli genelinde kullanılmadıkları için hem de okunuşları daha fazla zorlamamak için bu sesleri transkripsiyona dahil etmedim.



Alfabe dışı sesleri ifade eden bu özel karakterleri açıkladığımıza göre, ağız farklarına geçmeden önce örneklemelerin daha iyi anlaşılabilmesi için sözcüklerin Yusufeli ağzında uğradıkları ses değişimleri, ses eklenti ve düşmeleri ve ekler ile bu konuda diğer bazı bilgileri vererek ağız özelliklerini ele almak gerek. Bu konuda bilgiler verildikten sonra yukarıdaki gruplandırmaya göre, yöre ve köylerin ağızları konusunda açıklamalar yapılarak, ağız farklılıklarının anlaşılabilmesi için çeşitli örnekler verilecek.



I. Ses Değişimleri


1. Ünsüz (Sessiz) Değişimleri



a) B–P, P’; P–B değişimi: ‘B’ harfi ile başlayan kimi sözcüklerin başındaki ‘b’ harfi ‘p’ veya ‘p’ ‘ (sert p) olarak söylenir. ‘P’ harfi ile başlayan kimi sözcüklerde ise baştaki ‘p’ hafi yumuşatılarak ‘b’ olarak söylenir. ‘P’ ile başlayan sözcüklerdeki ‘p’lerin ‘b’ olarak söylenme özelliği Başkurt ve Tatar lehçelerinde; ‘b’lerin ‘p’ olarak söylenme özelliği ise Uygur lehçesinde görülen bir durumdur.

Örneğin: Başında ‘b’ olanlar: bal–p’al, bakla–paxla[1], baklava–paxlava, balta–balta/p’alta[2], bakır–paxır/paxir[3], bıçak–pıçak[4]/piçax, bok–pox, bacak–bacax/p’acax, balık–p’alux. Başında ‘p’ olanlar: pişmiş–bişmiş, patlıcan–batlican, pekmez–bekmez.



b) D–T, T’ değişimi: ‘D’ harfi ile başlayan kimi sözcüklerin başındaki bu ‘d’ harfi ‘t’ veya ‘t’ ‘ (sert t) olarak söylenir. Sözcük başındaki ‘d’ harfinin ‘t’ olarak söylenmesi öz Türkçe’nin özelliklerinden birisidir. Kırgız, Özbek, Tatar ve Uygur, Kıpçak gibi Türk lehçelerinde de aynı durum görülür. Örneğin Kazaklar damga’ya tamga derler. Yusufeli ağzında ise t’amğa olarak söylenir. Genel olarak, baştaki ‘d’ harfinden sonra ‘i, o, ö’ sesli harfleri geliyorsa ‘d’ler ‘t’ ile (örneğin: diken–tikân[5], dök–tök/tôk, dökülmek–tökülmek[6]/tökülmax, dik–tik[7]/tih[8] gibi); ‘a’ sesi geliyorsa ‘t’ ‘ (sert t) ile (örneğin: dana–t’ana[9], dar–t’ar[10], dal–t’al, dağ–t’ağ[11], dardağan–t’art’ağan, dağarcık–t’avarcux gibi) söylenir. ‘D’den sonra ‘u’ sesli harfinin geldiği durumlarda ise kimi sözcüklerde ‘t’ ile kimisinde de ‘t’ ‘ ile söylenir (örneğin: dut–tut[12]/tüt, dükkân–tükân, dul–t’ul[13], dudak–t’udax/t’odax, duvar–t’uvar). Duman, düz, dünya, düşük, durum... vs gibi çoğu sözcüklerde d–t, t’ değişimi görülmediği gibi ‘d’den sonra ‘e’ seslisinin geldiği sözcüklerde bu durum kesinlikle sözkonusu değildir. Delik, demir, deniz vs. gibi.

D–T değişimi görülürken bunun tersi bir değişim görülmez. Yani Anadolu’nun bazı yöre ağızlarındaki T–D değişimi (örneğin top–dop, tepmek–depmek gibi) Yusufeli ağzında görülmez.



c) G–K değişimi: ‘G’ harfi ile başlayan kimi sözcüklerin başındaki ‘g’ sesi ‘k’ olarak söylenir. Diğerlerine göre daha az rastlanan bir ses değişimidir. Bu durum Kırgız, Özbek, Tatar ve Uygur lehçelerinin özelliğidir. Ayrıca Erzurum tarafı köylerden Dağeteği ve Gümüşözü köylerinin ağzında bu durumun tersi görülür. Yani kimi sözcüklerin başındaki ‘k’ler ‘g’ olarak söylenir: kapı–gapı, karşı–garşı vs. gibi. Bu durum da Türkmen lehçesinin bir özelliğidir.

‘G–K’ ses değişimine birkaç örnek olarak şu sözcükleri verebiliriz: gölge–kölge[14], göç–köç[15], göçüm–köçüm, göçmek–köçmek/kôçmax.

d) H–X değişimi: ‘H’ harfi ile başlayan kimi sözcüklerin başındaki bu ‘h’ sesleri ‘x’ (gırtlaktan h) olarak söylenir. İlk harfi ‘x’ ile söylenen sözcüklerin ortasında yine bir ‘h’ harfi bulunuyorsa bu sözcük ortasındaki ‘h’ler de ‘x’ olarak söylenir. Örneğin: hasta–xasta, hızlı–xizli, hırsız–xırxız/xirsuz, halhal–xalxal, haşhaş–xaşxaş.

e) K–X değişimi: Başında, ortasında veya sonunda ‘k’ sesi olan kimi sözcüklerdeki ‘k’ sesleri ‘x’ olarak söylenir. Ayrıca isimden isim yapan “lık, lik, luk, lük” ekleri yalnızca “lux” şeklinde telafuz edilir. Yine “mak, mek” ekleri de yalnızca “max” olarak söylenir. Sözcük sonundaki ‘k’ seslerinin ‘x’ olarak söylenmesi ve “lık, lik” eklerinin “lıx, lix” şeklinde telaffuz edilmesi Azeri lehçesinin bir özelliğidir. Yusufeli ağzında en çok rastlanan ses değişimi budur. Kısaca sözcük sonlarındaki ‘k’ sesleri (son harfi ‘k’ olan sözcüklerdeki bu ‘k’lerin tümü) ‘x’ olarak söylenir, diyebiliriz.

Örneğin: Başında ‘k’ olanlar: kalbur–xalbur; kızak–xizek[16]; ortasında ‘k’ olanlar: arka–arxa[17], akşam–axşam[18], çukur–çuxur[19], okuma–oxuma[20]; sonunda ‘k’ olanlar: bardak–bardax, çark–çarx[21], çocuk–çocux, çok–çox[22], ok–ox,[23] uşak–uşax, yok–yox, kitaplık–kitaplux, odunluk–odunlux, küllük–küllux, kalemlik–qalemlux; akmak–axmax[24], yapmak–yapmax, almak–almax, gülmek–gülmax, sevmek–sevmax.

Yine Kaşgarlı Mahmut da, Divanü Lûgat–it–Türk adlı eserinde, «Oğuzlar ve Kıpçaklar ‘k’ harfini ‘x’ye çevirirler» demekte ve buna başharfleri ‘k’ yerine ‘x’ olarak söylenen sözcüklerden birkaç örnek de vermektedir.

f) K–Q değişimi: Başında veya ortasında ‘k’ harfi bulunan kimi sözcüklerdeki bu ‘k’ sesleri ‘q’ (gırtlaktan k) olarak söylenir. Örneğin: Başında ‘k’ olanlar: kab–qab, kale–qale, kaş–qaş, kapalı–qapali, kazan–qazan, kız–qız/qiz, kol–qol, koç–qoç, kumaş–qumaş, kul–qul, kulübe–qulube; ortasında ‘k’ olanlar: sakat–saqat, sakal–saqal.

Yukarıdaki örneklerde görüleceği üzere ‘k’den sonra ‘a, o’ seslileri geliyorsa ‘k’ler mutlaka ‘q’ olarak söylenir. Fakat ilk hecede ‘k’ harfinden sonra ‘e, ö, ü’ seslileri geliyorsa baştaki ve sondaki ‘k’lerde bir değişme olmaz, aynen ‘k’ olarak söylenir. Örneğin: kelebek–kelebek, kepenek–kepenek, kedi–kedi, kel–kel, kenar–kenar, kepek–kepek, köçek–köçek, köpek–köpek, köpük–köpûk, küçük–kûçük, kürek–kürek.

Burada şunu belirtelim ki ilk ve son harfleri ‘k’ olan (‘k’ ile başlayıp yine ‘k’ ile biten) sözcüklerden, ilk hecede ‘k’ harfinden sonra ‘a, ı, i, o, u’ seslileri gelen sözcükler, baştaki ‘k’ ‘q’, sondaki ‘k’ ‘x’ biçiminde telaffuz edilirler. Birkaç örnek olarak şunları verebiliriz: kabak–qabax, kabuk–qabux, kapak–qapax, karşılamak–qarşilamax, kavak–qavax, kazak–qazax, kızak–qızax, kopuk–qopux, korkutmak–qorxutmax, kozalak–qozalax, kulak–qulax...

g) R–L değişimi: Özellikle Narlık yöresi köyleri, Taşkıran, Kömürlü, Balcılı köyleri, Demirkent tarafı köyler ve Öğdem’in Küşnara mahallesi ile birkaç köy ağzında daha görülen bir ses değişimi özelliğidir. Kimi sözcüklerdeki ‘r’ sesleri ‘l’ olarak söylenir. Taşkıran, Balcılı ve birkaç köy ağzında bu durum kendini özellikle fiil çekimlerinde şimdiki zaman kipinin çoğul üçüncü şahıslarında gösterir. Fiil sözcüğünün ‘–yor’ ekinin sonundaki ‘r’ sesinin ‘l’ye dönüşmesi ve peşinden ‘ler, lar’ çoğul eklerinin gelmesi sonucu üçüncü şahıs çoğul fiillerinde çift ‘l’ kullanılır. Bu arada “ler, lar” eklerindeki ‘r’ sesleri de atılır. Örneğin: geliyorlar–geliyella, alıyorlar–aliyella... Diğer köylerde fiil çekimlerinde bu durum görülmese de, kimi sözcüklerde r–l değişimi vardır. Örneğin: kararmak–karalmak,[25] sararmak–saralmak, karartı–karaltı, kerpeten–kelpet(en)[26], merhem–melhem, rençber–lençber, tarla–talla, zarar–zaral. Esenyaka köyüne ait “Gâvurun Emine’si” türküsünde de bu durum görülür:

Armut t’alda saraldi, gâvurun Emine’si

Gördûm qelbum t’araldi, gâvurun Emine’si

Az bişe axlum vardi, gâvurun Emine’si

Hepisini yârum aldi, gâvurun Emine’si.

h) T–T’ değişimi: ‘T’ ile başlayan kimi sözcüklerde sözcük başındaki bu ‘t’ sesi sertleştirilerek ‘t’ ‘ olarak söylenir. Örneğin: taş–t’aş, tuz–t’uz, tarak–t’arax. ‘T’den sonra ‘e, i, o, ö’ seslileri geliyorsa bu durum görülmez, ‘t’ sesi aynı kalır. Örneğin: tezek, tekme, tekne, teneke, temiz, ticaret, tilki, tombul, top, tor, tozutmak, tökezlemek vs.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://dokumacilar.eniyiforum.net
AdmiN
Site kurucusu
Site kurucusu


Mesaj Sayısı: 299
Kişinin Profili:
Kısa Bilgiler/fieldset>
Ruh Haliniz:
Tuttuğunuz Takım:
Kayıt tarihi: 11/09/08

MesajKonu: KONUNUN DEVAMI   Cuma Eyl. 12, 2008 8:39 pm

2– Ünlü (sesli) Değişimleri



a) A–E değişimi: Başında veya ortasında ‘a’ sesi bulunan kimi sözcüklerdeki ‘a’ sesleri ‘e’ olarak söylenir. Örneğin: Başında ‘a’ olanlar: asker–esker; acayip–ecayip[27]; ortasında ‘a’ olanlar: mezar–mezer, mayhoş–meyxoş[28], maymun–meymun[29], nasip–nesip[30], nazar–nezer, sıfat–sifet, şart–şert.[31]



b) E–A değişimi: A–E değişimi ile birlikte tersi bir durum olarak kimi sözcüklerde de E–A değişimi görülmektedir. Başında, ortasında veya sonunda ‘e’ olan kimi sözcüklerdeki ‘e’ sesleri ‘a’ olarak söylenir. Örneğin: Başında ‘e’ olanlar: emanet–amanat[32], elma–alma[33]; ortasında ‘e’ olanlar: değirmen–degirman, sen–san[34], ses–sas, çek–çâk[35], seksen–seksan; sonunda ‘e’ olanlar: pire–pira, meşe–meşa. Sondaki ‘e’lerin ‘a’ olarak söylenmesi pek nadir görülen bir durumdur.



c) E–İ; I, İ–E değişimi: Başında, ortasında veya sonunda ‘e’ sesi bulunan kimi sözcüklerdeki ‘e’ sesleri ‘i’ olarak, ‘ı, i’ sesleri de ‘e’ olarak söylenir. Bu durum Azeri lehçesinin bir özelliğidir. Örneğin: Ortasında ‘e’ olanlar: kefen–kefin, nefret–nifret, nice–neça/neçe[36]; Başında ‘ı, i’ olanlar: ihsan–ehsan[37], ihtiyaç–ehtiyaç[38], ikiz–ekiz[39], iniş–eniş/yeniş; işitmek–eşitmax[40], Ortasında ‘ı, i’ olanlar: âşık–aşex/aşix; hiç–heç[41], hırs–hers/xers, ışık–işex.



d) E–O değişimi: Ortasında ‘e’ sesi bulunan kimi sözcüklerdeki ‘e’ sesleri pek nadir de olsa ‘o’ olarak söylenir. Örneğin: ceviz–covuz.



e) I–İ değişimi: Çoğu sözcükteki ‘ı’ sesleri ‘i’ olarak söylenir. Yusufeli ağzı genelinde ‘ı’ seslerini telaffuz etmek güç olduğundan, ‘ı’ sesleri rahat söylenişi nedeniyle ‘i’ olarak söylenir. Bu da Karadeniz şivesinin bir özelliğidir. Burada –merkez ve yakın köylerin ağzı hariç– istisna olarak ‘q’ ve ‘ğ’ harflerinden sonra gelen ‘ı’lar genellikle yine ‘ı’ olarak söylenir, ‘i’ yapılmaz. Bu durum Uygur lehçesinin bir özelliğidir.

Örneğin: altı–alti, ılık–ilix, ısınmak–isinmax, ısrar–israr, ırak–irax, ırmak–irmax, ıslak–islax; kıl–qıl, kız–qız, ağız–ağız, sağır–sağır.



f) I, İ–U, Ü değişimi: Ortasında ‘ı, i’ bulunan veya sonu ‘ı, i’ ile biten kimi sözcüklerde ise bu sesler ‘u, ü’ olarak söylenir ki bu durum öz Türkçe’nin bir özelliğidir. Örneğin: Ortasında ‘ı, i’ olanlar: demir–demur, erik–erük, sapık–sapux, yarık–yarux[42], yastık–yastux[43], fındık–fundux[44], şişe–şuşe, şişkin–şişxun, zeytin–zeytun; sonunda ‘ı, i’ olanlar: ayı–ayu.[45]



g) Ö–O, Ü–U ve Ü–Ö, U–O değişimi: Başında veya ortasında ‘ö, ü’ bulunan sözcüklerdeki ‘ö, ü’ sesleri, merkez ve kimi köylerde ‘o, u’ olarak; sözcük başlarındaki ‘o’lar ‘u’, ‘u’lar ise ‘o’ olarak söylenir. Bunlardan ‘o–u’ değişimi (örn: on–un, onun–unun vs.) yalnızca Erzurum tarafı köylerin ağzında görülen bir özelliktir. Diğer yöre ağızlarında rastlanmaz. Bu ses değişimleri Tatar lehçesinden kalma olsa gerek. Tatar Türkçesi’nin bir özelliği de ‘o’ların ‘u’, ‘ö’lerin ‘ü’, ‘u’ların ‘o’, ‘ü’lerin ‘ö’ olarak söylenmesidir. Örnek: büyük–böyük, dört–dort, üç–uç, dudak–t’odax[46]/t’udax, üşümek–uşumax, üzüm–uzum, yüz–yuz; usanmak–osanmax, uğraşmak–oğraşmax.



h) U, Ü–İ değişimi: Sonu ‘u, ü’ ile biten kimi sözcükler ‘i’ ile bitirilir. Örneğin: kuzu–quzi[47], buzlu–buzli, koku–qoxi, kuru–quri, sulu–suli, kutu–quti, kötü–köti, örtü–orti, büzgü–buzgi. Ayrıca bunların dışında duvar–divar[48] gibi sözcüklerde pek nadir olarak bu ses değişimi görülür.



II. SES DÜŞMESİ



1– Ünsüz (sessiz) Düşmesi



Baştaki ‘Y’ harfinin düşmesi: ‘Y’ harfi ile başlayan kimi sözcükler, başındaki ‘y’ sesi atılarak söylenir. Örneklerde de görüleceği gibi bu duruma Azeri ve diğer Türk lehçelerinde de rastlanır. Örneğin: yılkı–ilxi, yılan–ilan[49], yigit–igit, yitti–itti (kayboldu), yitik–itux (kayıp), yüzmek–üzmek, yıpranmak–ipranmax.



III. SES EKLENMESİ


1– Ünsüz (sessiz) Eklenmesi



a) ‘G’, ‘Ğ’ veya ‘K’ sesinin eklenmesi: Öz Türkçe’nin bir özelliği olarak, ortasında veya sonunda ‘n’ sesi bulunan kimi sözcüklere, ‘n’ sesinden sonra ‘g’ sesi eklenerek söylenir. Örneğin: çene–çenge, dünür–düngür[50], sinmek–singmek/singmax, tüfek–tüfenk, yeni–yengi[51], yün–yüng/yünk[52], ben–beng/benk.[53] Ayrıca bunalmak–bunğalmax/bonğalmax, pınar–punğar[54], domuz–donğuz[55], anırmak–anğırmax, anmak–anğmax gibi sözcüklerde de ‘g’ sesi ‘yumuşak g (ğ)’ olarak söylenir.



b) ‘H, KH’ seslerinin veya ‘HA’ hecesinin eklenmesi: Kimi köylerde sesli harflerle başlayan kimi sözcüklerin başına ‘h, x’ sessizleri; Sessiz harfle başlayan kimi sözcüklerin başına da ‘ha, xa’ hecesi getirilerek söylenir. Örneğin: ama–hama, ark–hark/xarx, ayva–hayva/hayve[56], elbet/elbette–helbet/helbetta, is–his[57], burda–haburda, şimdi–haşimdi, bu–abu/habu.

Bu durum Azerî lehçesinin bir özelliğidir. M. F. Kırzıoğlu, diptot 34’te belirtilmiş olan yazısında, sesli harfle başlayan bir takım sözcüklerin başına H sessizi eklenmesinin Kıpçak ağzı özelliklerinden olduğunu belirtmektedir.



c) Sözcük başına ‘Y’ sesi eklenmesi: Kimi sözcüklerin başına ‘y’ konarak söylenir. Bu eski Türkçe’nin özelliklerinden biridir. Çeşitli Türk boylarının lehçe ve şivelerinde kullanılır. Divan’da da geçer. Örneğin: iğne–yigne[58], eğe–yege/yegâ.



‘Y’ sesi eklenmesi: Bir kısım köylerimizde kimi sözcüklerin sonuna ‘y’ harfi elenerek söylenir. Bu durum daha çok ana, baba, dede, nine gibi sözcüklerde dikkat çekici olup, anay, babay, dedey, neney biçiminde söylenirler. Bu durum da Kıpçak ağzının bir özelliğidir.


2– Ünlü (sesli) Eklenmesi


Merkezde ve kimi köylerde ise sessizle başlayan kimi sözcüklerin başına ‘a’ sesi eklenerek söylenir. Örneğin: burda–aburda, şimdi–aşimdi, bayah–abayax. Rum, Rus gibi sözcüklerin başına ‘u’ eklenerek söylenir: Urum, Urus. Bu tür örnekler çok sınırlıdır, birkaç sözcüğü geçmez.

IV. DİĞER SES FARKLILIKLARI

a) Ortasında ‘k, t’ harfleri olan kimi sözcüklerde bu ‘k’ ve ‘t’ harfleri çift (şeddeli) olarak söylenir. Örneğin: dokuz–dokkuz/doqquz, otuz–ottuz,[59] sakar–saqqar, eşek–eşşek.

b) Birtakım sözcüklerde bir değil, birkaç ses değişimi olmaktadır. Örneğin: yalnız–yalağuz/yalğuz[60], otlatmak–otarmak, sulamak–suvarmax[61], yirmi–igirmi/yigirmi,[62] öğlen–evla/evle, öyle–ele/eyla, böyle–bele[63]/beyla, şambrel–şamyon/şamiyon.

c) Sonu ‘gı’ ve ‘ği’ hecesi ile biten kimi sözcüklerdeki bu ‘gı, ği’ heceleri atılarak bu sözcük ‘v’ harfi ile bitirilir. Bu hecelerin yerini ‘v’ alır. Örneğin: buzağı–buzav[64], kırağı–kırav vb. gibi.[65]

d) “ıs, is” hecesi ile başlayan kimi sözcüklerde bu heceler “sı, si, su” şekline dönüşür. Yani “ı, i” harfleri ile ‘s’ harfi yer değişir. Örneğin: ıslık–sılıx/silix, ısmarlamak–sımarlamax/sumarlamax, işkembe–şikembe vb. gibi

e) Bir kısım köylerimizde, ikinci hecesi ‘r’ harfi ile başlayan kimi sözcüklerde ‘r’ harfi ile ilk hecedeki son harfin yeri değiştirilerek söylenir. Örneğin: avrat–arvat, toprak–torpax,[66] mezra–merze, çapraz–çarpaz[67], yaprak–yarpax vb.

f) Son hecesi, ‘nız, niz, nuz, nüz’ olan kimi sözcükler de -vuz ile değiştirilerek söylenir. Örneğin: kökünüz–köküvuz, ayağınız–ayağuvuz, küçüğünüz–küçüguvuz, diliniz–diluvuz vb. Bazı köylerde ise (Erzurum' yakın olan yerlerde) kısaltılır. Ağzınız-ağzız, diliniz-diliz gibi.

g) Bunların dışında ayı–avi (ayu), bari (hiç olmazsa)–barem(bare), beddua–bedva/bevda/bevde, dün–dunogün (Dünegûn)[68], heybe–hegibe(hegiba), lanet–nalet[69], meğer–megem(meger), pamuk–pambux, soğuk–soyux[70]/savux[71]/soox[72]/soux, sopa–zoppa(zopa)[73], tulum–tulux[74], vebal–mabal, vişne–fişna, vites–fites, susamak–susanmak vs. gibi kimi sözcükler bu biçimlerde ses değişimine uğrar.



Yusufeli ağzının bir özelliği de cümle sonlarına “da” sözcüğünün eklenmesidir. Tüm Yusufeli’de, Karadeniz sahilinde olduğu gibi cümle sonlarına “da” sözcüğü eklenir ve “da”lar birazcık uzatılarak söylenir. Örneğin “gâldi da, demiş da, yapamam dedum da” vs. gibi.Karadeniz şivesinin en belirgin özelliklerinden birisi olan bu “da” eklemesinin Hazar Türklerinden kaldığı belirtilirse de anlamı ve kullanılma amacı konusunda bir bilgi yoktur.



Dilimize yakın zamanlarda girmiş olan kimi sözcükler de telaffuzlarındaki zorluklar nedeniyle gençler tarafından olmasa da orta yaşlılar ve ihtiyarlar tarafından kendi konuştukları ağıza uydurulup söylenişleri rahatlatılır. Örneğin “katalitik” diyemedikleri için bu sözcüğü “katalik, katolik” biçimine sokarlar. Yine “finansman”a “pinasman, pilasman”, “depozito”ya “dibizot”, “televizyon”a “televiz”, “karoser”e “karisor”, “bisiklet”e “pisiklet, pisikılet”, “banka”ya “panga”, “banknot”a “pangınot” derler. Yukarı Kölik (Irmakyanı) köyünden bir adamın “yansıtıcı”ya “yansikici” dediği de söyleniyor.



Söylenişlerinde ses değişimine uğrayan sözcüklerden diğer örnekler:



ağzına–ağzuvan/ağziyen/ağzuva

ahır–axor

ardıç–arduç

ayak–ayax

babana–babayan/babavan/babava

bacak–bacax

balık–p’alux/balux

balta–p’alta/balta

bayrak–bayrax

beyaz–bayaz

bok–pox

borç–borç/p’orç

böcek–bocük/böcük/böceh

ceviz–covuz/cevuz

çek–çek/çâk

çocuk–çocux

çok–çox

dağ–t’ağ

dal–t’al

dalak–t’alax

davar–t’avar

dul–t’ul

eşek–eşşek/eşâk

ferah–fereh

fırın–furun

gibi–kimi

hıyar–xiyar

kaçak–qaçax

kalem–qalem

kar–qar

karga–qarğa

kartal–qartal

kaş–qaş

katır–qatir

kaya–qaya

keçi–geçi

kısa–qisa

kış–qiş

kol–qol

korunga–qorangâl

kulak–qulax

kurt–qurt

kuş–quş

lastik–lastik/lastih

mahalle–mahalle/mahle/mehle

makas–maxas

maşrapa–maşaba/moşoba/maşrafa

mera–mara

merdiven–merduvan

mısır–misir

otlak–otlax

öküz–oküz/okuz

sandık–sandux

sapık–sapux

ses–ses/sas

sıcak–sicax

sıkı–sixi

soğuk–savux/sovux/soyux

süt–sut/sud

şapka–şapxa/şaxpa

tarla–talla

tavuk–tavux/tayux/tavx

tırnak–tırnax/t’irnax/t'innax

tohum–toxum

tütün–tutun

yolak–yolax



Söylenişleri tüm yörelerde aynı olup, hiçbir değişime uğramayan sözcüklerden örnekler:

Ağaç, araba, atmaca, ayran, bahar, buhar, beş, çimen, çorba, deli, deri, el,inek, insan, masa, mektep, mesele, murat, odun, okul, pis, saç, serçe, sezgi, soğan, su, suç, tepe, top, uzun, yayla, zor.
--------------------------------------------------------------------------------

Yusufeli ağzı özelliklerinin daha iyi anlaşılabilmesi için dil bilgisinin önemli unsurları olan eklerin, sıfat ve zamirlerin Yusufeli ağzında aldıkları biçimlere de kısaca değinelim.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://dokumacilar.eniyiforum.net
AdmiN
Site kurucusu
Site kurucusu


Mesaj Sayısı: 299
Kişinin Profili:
Kısa Bilgiler/fieldset>
Ruh Haliniz:
Tuttuğunuz Takım:
Kayıt tarihi: 11/09/08

MesajKonu: KONUNUN DEVAMI   Cuma Eyl. 12, 2008 8:42 pm

EKLER



a) Yapım Ekleri



–lık eki: Kitaplık, odunluk, gözlük vb. gibi sözcükten yeni sözcük türetmede kullanılan “–lık, –lik, –luk, –lük” ekleri “–lux” biçimini alır: Kitap–luk, odunlux, küllux, elbiselux, t’uzlux vb.

–cı eki: Örneğin arabacı, simitçi, balıkçı sözcüklerindeki “–cı, –ci, –cu, –cü” ekleri, “–ci” olarak söylenir. Örneğin: Arbaci, odunci, gözlûkci.

–sız eki: Yokluk belirten “–sız, –siz, –suz, –süz” ekleri, “–suz” biçiminde söylenir: Kitap–suz, eksuksuz, axlaxsuz, utisuz (ütüsüz), qararsuz, parasuz, insafsuz vs.

–gın eki: Yorgun, dalgın gibi sözcüklerdeki bu “–gın, –gin, –gun, –gün” ekleri, “–ğun” biçiminde söylenir: Yor–ğun, t’alğun, solğun, durğun vs.

–ma / me eki: Yüzme, okuma, asma, dökme gibi sözcüklerdeki “–ma, –me” ekleri, “–ma” olarak söylenr: Yuz–ma, oxuma, asma, tökma, itma, getma, uşutma vs.

–cek / –cak eki: Yavrucak sözcüğünde olduğu gibi bu “–cek, –cak” eki, “–cax” olarak söylenir: Yavru–cax, kuçucux vs. Fakat bu ek Yusufeli’de pek kullanılmaz. Kullanılıyorsa da yakın zamanlarda kullanıma girmiştir.

–ar / –er eki: Üçer, beşer, onar sözüklerindeki bu “–ar, –er” eki, Erzurum tarafı köyler ağzında “–er” olarak (birer, beşer, altişer, ellişer, yüzer), diğer yöre ağızlarında “–ar” olarak söylenir (birar, beşar, altişar, onar, ellişar, yuzar).

–ayın / –eyin eki: Sabahleyin, akşamleyin gibi sözcüklerdeki “–ayın, –eyin” ekleri ile yapılmış sözcükler Yusufeli’de pek kullanılmasa da yine kullandığı zaman aynı biçimde kullanılır. Şunu belirtelim ki, “sabahleyin” yerine, “sabahtan” sözcüğü kullanılır.

–cağız / –ceğiz eki: Örneğin, “Yavrucağız” sözcüğünde yer alan bu ek, zaten Türkçe’mizde de pek fazla kullanılmadığı gibi, Yusufeli ağzında hiç de kullanılmaz.



b) Çekim Ekleri



Çoğul ekleri: “–ler, –lar” çoğul eklerinin kullanımı yörelere göre değişiklik gösterir. Örneğin: Merkezde “–lar” olarak (gettilar, gâldilar, ineklar, direklar vs.) söylenirken, Erzurum tarafı köylerde “–ler” olarak söylenir (gettiler, aldiler, sattiler, bindiler).

İyelik ekleri: “–im, –in, –i, –(i)miz, –(i)niz, –(i)leri” ekleri genellikle yöre farkı olmaksızın “–um, –un, –i, –(u)muz, –(u)nuz, –(i)lari” biçimlerinde söylenir. Örneğin: Kitabum, kitabun, kitabi, kitabumuz, kitabuvuz/kitabunuz/kitabuz, kitaplari.

Soru eki: Soru yapımında/soru cümlelerinde köyler arası ağız farkları biraz daha belirginleşmektedir.

Yalnızca Ersis (Kılıçkaya) kasabası yöresi ağzında görülen bir özellik vardır ki öncelikle bunu açıklayalım: Soru yapımında çoğul üçüncü şahıslar (onlar) için kullanılan soru cümlelerinde “–mı, –mi” soru ekleri ile “–lar, –ler” çoğul ekleri yer değiştirir. Yani en sonda olması gereken soru eki, çoğul ekinin önüne gelir. Örneğin, “Geldiler mi?” sorusu “Geldi miler?” biçimini alır. Bu duruma birkaç örnek daha verelim: Aldılar mı?–Aldi miler?, Alırlar mı?–Alur miler?, Geliyorlar mı?–Gele miler?, Satacaklar mı?–Satacax miler?.. Kimi köylerde ise “–mı, –mi” soru ekleri kullanılmayıp, fiil sözcüğünün son hecesi uzatılmak suretiyle vurgulanarak soru cümlesi yapılır. Örneğin: “Aldın mı?” yerine “Alduuun?” diye sorulur. Gittin mi? – Gettuuun?, İşittin mi?–Eşittuuun?

Şimdi soru yapımına örnek olması için birkaç soru cümlesine yer verelim:

Öküze ot verdin mi? / Oküza alaf verduuun? (Ormandibi köyü)

Siz de köye gelecek misiniz? / Siz da koya gâlecaxsiz? (Bostancı köyü)

Veriyor musun, vermiyor musun? / Vere misün, verme misün? (Kılıçkaya kasabası)

Balım, ne yapıyorsun öyle? / P’alum, naydersün ele? (Morkaya, Kınalıçam köyleri)



Adın hal ekleri: “adın yalın hali, –e hali, –i hali, –de hali, –den hali” olan bu hal eklerinin söylenişleri de yörelere göre değişiklik gösterir. Örneğin, merkez ağzında: “ev, eva, evi, evda, evdan” biçiminde söylenirken, Erzurum tarafı köylerde, “ev, eve, evi, evde, evden” biçiminde düzgün olarak söylenir.



Kişi (şahıs) ekleri:

Benim: Erzurum ve İspir tarafı köylerde “benim”, merkez ve diğer yörelerde “benum” biçiminde.

Senin: Çevreli köyünde “senun”, İspir tarafı köylerde “senin”, Erzurum tarafı köylerde “senün”, merkez ve diğer yörelerde “sanun” biçiminde.

Onun: Tüm yörelerde aynı biçimde “onun” olarak. Yalnız, Erzurum tarafı kimi köylerde “unun” biçiminde de söylenir.

Bizim: Erzurum ve İspir tarafı köylerde “bizim”, merkez ve diğer yörelerde “bizum” biçiminde.

Sizin: İspir tarafı köylerde “sizin”, Erzurum tarafı köylerde “sizün”, merkez ve diğer yörelerde “sizun” biçiminde.

Onların: Gürcü köylerinde ve bu ağızla konuşan diğer köylerde “ollarun”, merkez ve diğer yörelerde “onlarun” biçiminde. Yalnız, Erzurum tarafı kimi köylerde “unlarun” biçiminde de söylenir.



Zaman ekleri: Yöreler arası ağız farklarının en belirginleştiği durumlardan biri de işte bu zaman ekleridir. Şimdiki zaman kipinin –yorum, –yorsun, –yor, –yoruz, –yorsunuz, –yorlar ekleri, ileri sayfalardaki fiil çekim tablolarında da görüleceği gibi çok çeşitli biçimlerde telaffuz edilmektedir. Örneğin, “–yorum” ekini ele alalım: Merkez ve yakın köylerde “–yorum” eki kısa yoldan “–yam” biçiminde söylenir (gidiyorum–gediyam). Erkinis (Demirkent) yöresinde ve Peterek (Çevreli köyü) ağzında “–yram” olarak (yapıyorum–yapiyram); Ersis (Kılıçkaya) ağzında ve İspir tarafı köylerde “–ram” (geliyorum– Ersis’te: geleram; İspir tarafında: gâleram); Erzurum tarafı köylerde “–rem” (geliyorum–gelerem); Gürcü köyleri ağzında “–yeram” (Gürcüce konuşan köylerde geliyeram, Gürcüce konuşmayan köylerde gâliyeram) biçimlerinde söylenir. Şimdiki zamanın birinci tekil şahsı eki olan “–yorum” bu türlü farklı telaffuzlarla söylenirken, yine şimdiki zamanın diğer ikinci tekil ve üçüncü tekil şahısları ile çoğul şahıs ekleri de farklı farklı biçimlerde söylenmektedir. Burada diğer şahıs ekleri için örnekler vermeye gerek yok. Bunlar toplu olarak ileriki sayfalarda yer alan tablolarda tek tek gösterildi zaten.

M. F. Kırzıoğlu, bu bölümde, dipnot 34’te anılan yazısında, “–yor” ekinin “–yer” biçiminde söylenmesinin Kıpçak ağzının bir özelliği olduğunu belirtir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://dokumacilar.eniyiforum.net
AdmiN
Site kurucusu
Site kurucusu


Mesaj Sayısı: 299
Kişinin Profili:
Kısa Bilgiler/fieldset>
Ruh Haliniz:
Tuttuğunuz Takım:
Kayıt tarihi: 11/09/08

MesajKonu: KONUNUN DEVAMI   Cuma Eyl. 12, 2008 8:44 pm

Olumsuzluk eki: “–me / –ma” olumsuzluk eki genel olarak “–ma” biçiminde söylenir (getma, alma, soylama, delma vs.). Yalnız Erzurum tarafı köylerde, doğru biçimde “–me” olarak (getme, alma, söyleme, delme, silme, gülme, gelme, arama vs.).



SIFATLAR ve ZAMİRLER



a) İşaret (gösterme) sıfat ve zamirleri:

Bu: Bu, abu, habu.

Şu: Şu.

O: O, aho.

Bunlar: Bunlar, bullar, abunlar, habunlar, habullar.

Şunlar: Şunlar.

Onlar: Onlar, Ollar, haonlar, haollar.

Burada: Burada, burda, aburda, haburda.

Şurada: Şurada, şurda, haşurda.

Orada: Orada, orda, aorda, haorda.

Burası: Burasi, aburasi, haburasi, buray.

Şurası: Şurasi, şuray.

Orası: Orasi, aorasi, aorasi, haorasi, oray.

Buraya: Buraya, burya, buyra, aburaya, abuyra, haburaya, haburya.

Şuraya: Şuraya, şurya, şuyra.

Oraya: Oraya, orya, oyra, aoraya, haorya, haoyra.

Buradan: Buradan, burdan, aburadan, haburadan, haburdan.

Şuradan: Şuradan, haşuradan.

Oradan: Oradan, aoradan, haoradan, haordan.



b) Soru sıfatları, zamirleri ve bunlarla soru cümlesi yapımı: Soru sıfat ve zamirleri aşağıdaki gibi söylenir:

Ne: Ne, na.

Neden, Niye, Ne için/Niçin: Nadan, nedan; Niya, niye, naya, neye; Nayçun, nayiçun, na içun, ne içun, ne içün.

Nasıl, Ne biçim: Nasi, nasil, nasul; Na biçum, na şekil, ne biçim, ne şekil, na soy, na tevur.

Nerede: Nerda, nerde, nerada, nerede.

Ne zaman: Na zaman, ne zaman.

Ne kadar: Na qadar, na xartin, ne qadar, nağartan, nakkadar, nağata.

Hangi: Hangi, hengi.

Kaç: Qaç.

Kim: Kim.

Kimler: Kimlar, kimler.

Kimi: Kimi.

Kime: Kima, kime.

Kimde: Kimda, kimde.



c) Belgisiz sıfat ve zamirleri:

Bazı: Bazi.

Kimi: Kimi.

Çok: Çox.

Az: Az.

Bütün: Butun, bütün.

Hiçbir: Hiçbir, heçbir.

Öteki: Oteki.

Birkaç: Birqaç.

Bazıları: Bazilari.

Öbürü: Obiri



d) Pekiştirme sıfatları: Birkaç örnek verelim: Sapsari, qipqirmizi, upuzun, qapqara, supsuli, qupquri...



Sözcüklerdeki ses değişim, eklenti ve düşmeleri ile ekler, sıfatlar vs. gibi konulardaki söyleniş farklarını böylece açıkladıktan sonra Yusufeli ağız özelliklerini yöreler ve köyler bazında inceleyebiliriz:
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://dokumacilar.eniyiforum.net
 

YÖRESEL OLAN VE ALFABEMİZDE OLMAYAN HARFLER VE OKUNUŞLARI

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

 Similar topics

-
» YÖRESEL OLAN VE ALFABEMİZDE OLMAYAN HARFLER VE OKUNUŞLARI
» Türkiye`de Yasaklı Köpekler
» Evdeki Köpeğin Lider Olmasına Nasıl Engel Olunur?
» Kelebekler ve Kanatlarındaki Sır
» BİTMEYECEK SEVDAM TEK OLAN ALLAHA

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Dokumacılar Köyü Web Sitesi :: Yöresel :: Yöresel Dilimiz-